KOZAN İLÇESİ

KOZAN'IN KISACA TARİHİ:

Kozan İlçemiz Adana Ovasının Yukarı Ova denilen kısmında düz arazinin tepelik bölgeye geçtiği kesimde kurulmuş olup,İl merkezine uzaklığı 68 Km dir. İlçe Kuzey de Kayseri ,Yahyalı , Feke , Saimbeyli; Doğu da Osmaniye , Kadirli; Güney de Ceyhan,İmamoğlu;Batı da Aladağ İlçeleriyle çevrilmiştir.İlçenin yüz ölçümü 1690 Km2 dir. Anadolu Tarihi insanlık tarihi kadar eskidir.

Yöremizin Tarihinde Anadolu'nun tarihi kadar eski olduğundan Kozan ve havalisinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Bu durum çevrede mevcut tarihi eserlerdeki kitabeler ve yapılan kazılardan anlaşılmaktadır.İlçe geçmişinde Sisiyon ,Sisi ve Sis gibi değişik adlar ile anılan antik bir kenttir.Ancak,Kentin M.Ö. Ki dönemlerine ait tarihi bilgilere ve bulguları günümüze yeterince ulaşmamıştır.

Sis ve çevresi M.Ö. XV. Asırdan önce Hitit Federasyonundan Asurlularının hakimiyeti altında bulunuyordu.Tarihi Kozan Kalesinin de bir Asur eseri olduğu tarihi birkaç kitabeden anlaşılmaktadır.

M.Ö. VI.Y.Y. Medlerin ve Perslerin 333 de bir ise Büyük İskender in eline geçmiş,onun ölümünden sonra da Selefkilerin eline geçmiş,bu Hanedan ile Mısır Batlamyos Hanedanı arasında büyük mücadelelere sahne olmuştur. M.Ö. 66,64 yıllarında Pompe tarafından Roma İmparatorluğuna ilhak edildikten sonra M.S. 395 tarihinden sonra da yöre Bizans İmparatorluğunun eline geçmiştir.

Çukurova bölgesi ve dolayısıyla Kozan yöresine ilk İslam i akınların VII. Asrın ilk yarılarında başladığı,asıl fetih hareketinin de Emeviler döneminde gerçekleştiği görülmüştür.Yöreye ilk Türk akını ise Abbasiler devrinde yapılmıştır.Bölge X.asrında Rumların,XI.asrında Selçukluların hakimiyetine girmiş daha sonra Bizans İmparatorluğuyla Kilikya Ermeni Prensi arasında nüfus mücadelesine sahne olmuştur.

Miladi 1200 yılında Kilikya Prensi II.Leon tarafından yaptırılan büyük Katedral ile kent Krallığın Tarsus'dan sonra önemli ruhani bir merkez olmuştur.Bu dönemde şehir kalesi Ermeniler tarafından yenilerek bir takım ekler yapılmıştır. Çukurova ve yöremiz XIV.yy ortalarından itibaren Mısır Memluklularına ve bunlara bağlı Türkmenlerin Yüreğir koluna mensup Ramazan oğullarının eline geçmiştir.Bu devletin hakimiyetini Yavuz Sultan Selim 1517 yılı Mısır seferiyle son vererek bölgeyi tümden Osmanlı topraklarına ilhak etmiştir.

Sis,Adana ve Tarsus şehirleriyle birlikte sancak halini almıştır.Sis,Adana ve Tarsus şehirleri ile birlikte tahsis edilmiştir.Sancak , 1610 yılından itibaren Kıbrıs Beyler beyliğine bağlanmıştır.

Osmanlı döneminde Müslüman Türklerle Ermeniler yörede bir arada iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürürken I.Dünya savaşından sonra Kozan ve yöresi 7 MART 1919 Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransız işgali ile birlikte bu güçler tarafından Ermeniler silahlandırılarak şiddet hareketlerine girmişler ve önemli ölçülerde Müslüman kanı dökülmüş,daha sonra Saimbeyli ve Osman Tufan bey idaresinde teşkilatlanan mukavemet güçleri 2 HAZİRAN 1920 de Fransız işgalciler ve Ermeni güçlerinden temizlenmiştir.

Bu tarihten itibaren Sis'e Kozan adı verilmiştir.1865-1923 yılları arasında Mutasarrıflık olan Kozan Cumhuriyet döneminde bir ara ( 1923-1926 ) yılları arasında Vilayet halini almış 1926 yıllarından sonra Vilayetliği lağvedilerek Adana İli'ne bağlı İlçe haline getirilmiştir.1920 Yılında Kozan Türkiye Büyük Millet Meclisine Mareşal Fevzi Çakmak'ı Milletvekili olarak gönderilmiştir.

Bu tarihi dönemlerden günümüze kadar gelen tarihi eserler ise,Kozan Kalesi,Anavarza Kalesi ile Memluklar döneminde ( 1448 ) inşa edilen Ulu camii ( Hoşkadem Camii ) Kozan suyu üzerinde 9 gözlü köprü ile önemli ölçüde tahribat gören Ermeni Kilisesi kalıntıları mevcuttur. Kozan ve havalisi, tarihin her döneminde önemini korumuş bir yerdir.

Eski çağlardan beri, bir çok milletin nüfuz mücadelesine sahne olan Kozan ve çevresi, verimli arazileri ve elverişli iklim şartları ile gerçekten göz kamaştırıcı bir özelliğe sahiptir. Tarih çağlarında Çukurava'da ve dolayısıyla Kozan'da, çok sayıda medeni yetin kurulması ve birbiri arasındaki nüfuz mücadelesinin uzun yıllar sürmesi, buranın tarihi, coğrafi ve iktisadi önemini ortaya koymaktadır.

Kozan ilçesi, Anadolu-Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için, ticari bakımdan büyük bir önem taşımış tır. Kozan ve yakın çevresinin sahip olduğu bütün bu olumlu şartlar, ilk çağlardan itibaren, çeşitli kavimlerin yöreye hakim olma ve yerleşme arzularını kamçılamış, devletler arası siyasi anlaşmazlık ve savaşlara yol açmış, yörenin bir çok kavim arasında el değiştirmesiyle sonuçlanmış tır. İlçenin yerleşme tarihini, bilhassa ilk Çağlar için, Çukurova'nın yerleşme tarihinden ayırmak mümkün değildir. Bu açıdan Kozan'ın yerleşme tarihini Çukurova'nın yerleşme tarihi içinde değerlendirmek gerekmektedir.

Eski ismi "Sis", "Sisium" ve "Sision" olan Kozan'da yerleş me çok eskilere kadar iner. Yapılan çeşitli arkeolojik kazılara göre en az 10 medeniyetin yörede yaşamış olduğu ortaya çıkmaktadır. M.Ö. 3. Binyılda Güney Anadolu sahil ovalarında, Hitit vesikalarının onlara ver dikleri isim ile Luvi (Luwi) kavimleri yaşamaktaydılar. Ayrıca, Mersin-Yümüktepe ve Tarsus-Gözlükule kazılarında görü len M.Ö. 3. Binyıl Erken Tunç kültürü, bu Luvi kavimlerine ait idi. Luwi kavmi, Ege göçlerinden sonra da Kilikya bölgesinde varlığını devam ettir miştir.

Luvilerin kökeni ile ilgili çok sayı da görüş bulunmaktadır. Çukurova 'da, Luwilerden sonra Hurriler tarafından Kizzuwatna adında bir krallık kurulmuştur. Bu durum karşısında, Hitit Kralı Zidanza, bunlarla barış yap mak zorunda kalmıştır. İki devletin sınır larını muhtemelen Toros Dağları ayın yordu. (M.Ö. 1550-1520) (Kizzuwatna, Luwi yurtları anlamına gelir.) M.Ö. 2. Binyılın ortalarında Hititlere bağlı bir krallık olarak yıkılıncaya kadar bu bölgede yaşayan Kizzuwatna krallığı uzun ömürlü olmamıştır. Kizzuwatna Krallığın'dan sonra M.Ö. 1500-1331 yılları arasında yöreye Arza wa Krallığı egemen olmuştur. Bu krallık doğu kökenli olup sürekli Hititler ile sa vaşmışlardır. Çocuk denilecek yaşta Hitit imparato ru olan Il. Murşili (M.Ö. 1334), Arzawa kralı Uhhazitiş'in üzerine yürüdü. (M.Ö. 1331) Ağır bir yenilgiye uğrayan Arzawa kralı Uhhazitiş, Afaşa'dan (Efesos) deniz yoluyla kaçtı. Ayrıca savaşta kralın oğlu da esir edilmiştir. Bu savaş neticesinde bu krallık tarihten silinmiştir.

M. Ö. 1900-1200 yılları arasında 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu yarımada sına hakim olan Hititler, Çukurova'yı "Uru Adania" olarak adlandırmışlardır. Uzun süren Hitit h sırasında tarım ve hayvancılık yörede çok gelişmiştir. Hitit uygarlığı Adana yöresinde derin izler bırakmıştır (Geç Hitit dönemini de hesap edersek, bu kavim, bin yıldan fazla Anadolu'da yaşamıştır.) Kadirli Karatepe'de bulunan ve M.Ö. IX-VIII. Yüzyıllara tarihlenen Fenike alfa besi ve Geç Hitit hiyeroglifleri ile iki dilde yazılmış kitabelerde, Karatepe'nin Adana Kralı Awarikus'a tabi olduğu belirtilmek tedir. Bu kitabelerde, Awarikus'un da, Danunalar Kralı olduğu geçmektedir. Hititler'in, Ege göçleri ile yıkılmasın dan sonra (M.Ö. 1200'lü yıllar) yöreye Kue (Que) Krallığı egemen olmuştur.

Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından son ra kurulmuş olan bir çok küçük devletten birisi olan Kue Krallığı, 477 yıl süreyle Çukurova'da hüküm sürmüştür. Bu kral lık, M.Ö. 720'lerde Asurlular tarafından yıkılmıştır. Que'yi bir Asur eyaleti haline getiren ise, Asur kralı V. Salmanasar'dır.(M.Ö. 728-722) M.Ö. 7 13-663 yılları arasında bölgeye hakim olan Asurlular, Çukurova'yı bir sö mürge olarak kullanmışlardır.

Sert bir idare kuran Asurlular, 50-60 yıl gibi kısa bir süre varlıklarını koruyabilmişlerdir. Bölgenin Asur vesikalarındaki adı Kue ülkesidir. Asur devletinin zayıflaması ve yöre halkının bağımsızlığını ilan etmesi ile ku rulan Kilikya Krallığı (M.Ö. 663-612) Adana'ya hakim olmuştur. Asurlular gibi uzun ömürlü olmayan Kilikya Krallığı, M.Ö. 612'li yıllarda Pers İmaparatorluğu' nun egemenliğini kabul etmiştir. Kilikya lılar, sağladıkları siyasi güvence karşısın da her yıl, Pers İmparatorluğu'na belli oranda vergi vermişlerdir. Çukurova'da, Pers İmparatorluğu'nun hakimiyeti 300 yıla yakın sürmüştür. M.S. 8. yy.'daki Emevi egemenliği so na ermiş ve sonra Abbasi hakimiyeti başlamıştır.

800 yılında Harun El - Reşit zamanında Haruniye şehri kurulmuş ve buraya gönüllüler yerleştirilmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu topraklarında başarı kazanan Türler, dalgalar halinde, Çukurova bölgesine yerleş meye başlamışlardır. Süleyman Şah zamanında Çukurova kazanılmış ve buraya Oğuz boyları yerleştirilerek Türkleşme olayı başlamıştır. (1082-1083) Çoğunluğu Horasan'dan gelen Türkler'in teşkil ettiği müslümanlar bölgeye yerleşmişlerdir. 1097'de başlayan 1. Haçlı seferi sonunda geçici olarak Çukurova'da bir Er meni Prensliği kurulmuş ve Papa tarafın dan taç giydirilmiştir. Ermeni Prensliği 1364 yılında sona ermiştir. (Mısır Sultanı Melik Eşref'in emriyle Halep Valisi tarafından bu prensliğe son verilmiştir.) Daha sonraları Işık Demir ve Bey De mir'in Kozan'ı almasından sonra Çukurova'da Memlük Devleti'nin hakimiyeti görünmektedir. Memlükler'in egemenliği devrinde Halep emirlerine bağlı olan Kozan, merkezden gönderilen valiler tara fından idare edilmekteydi. Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflamasıyla Anadolu'da beylikler dönemi başlamıştır.

1352'de Şahabettin Ahmet bey tarafın dan kurulan Ramazonoğlu Beyliği uzun süre Memlükler'e bağlı olarak varlığını devam ettirdi. Osmanlı imparatorluğu, Çukurova'yı fethedince Memİükler'in aksine böl genin idaresini buraların hakimi olan Ramazanoğulları'na bırakmıştır. Bu idari uygulamayla Kozan, Adana vilayetine bağlı bir sancak statüsünü almıştır.

1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçen Çukurova ve çevre si 1919 yılına kadar 450 yıl süreyle Türk kalmıştır. Yeni Çağda, yöredeki yerleşme faaliyetleri olarak çeşitli Türkmen boylarının yaşıyor olmasına, Ramazanoğlu ve daha sonraki Osmanlılar'ın iskan faaliylerine rastanılmaktadır. 1519 ve 1540 yılları arasında yapılan Osmanlı Tahrir Defterleri'ne göre Sis San cağı; Feke, Anavarza, Lembert, Küpdere ve Parsi-bit (Pars-berd) kalelerinden teşekkül etmekte idi. Sis Sancağı cemrini ise, Savcı-hacılu, Eğlen-oğlu, Avşar ve Kavurgalı gibi cem oluşturmaktaydı. Buraya kadar Adana'nın dolayısıyla da Kozan ilçesinin tarihi geçmişinden kısaca bahsedilmiştir. Ancak, 1662'den 1866 yılına kadar kendini gösteren ve Osmanlı Imparatorluğu'na baş kaldıran Kozanoğlu Beyliği'nden bahsetmeden geçmek yanlış olur.

Osmanlı İmparatorluğu'nun nüfus ve otoritesinin zayıflaması sonucunda Ko zan ve çevresinde ortaya çıkan Kozanoğ lu Beyliği, 204 yıl yörede hüküm sürmüştür. Kendi başına buyruk hareket eden Kozanoğlu Beyliği'ne son vermek ve merkeze bağlamak için 1865 yılında Der viş Paşa komutasında Fırka-i İslahiye adında bir ordu kuruldu. Ahmet Cevdet Paşa'da bu orduya danışman olarak ka tıldı. Bu ordu sayesinde Kozanoğlu Beyliği yıkılıp, aşiretler Anadolu içlerine sür gün edildi ve yörede tekrar Osmanlı hakimiyeti sağlanmış oldu. (1878 yılında bir kez daha Kozanoğlu isyanı çıktıysa da başarılı olamamıştır. Bu isyan girişimini Rusya'nın finanse ettiği belirtilmektedir.) Kozan ilçesi, 8 Mart 1919'dan 2 Haziran 1920 yılına kadar, bir yıl iki ay süreyle, Fransız ve Ermeni işgalinde kalmış ve 1920 yılında da yeniden öz benliğine ve Türklüğüne kavuşmuştur. 0 tarihten bu yana Türkiye Cumhuriyeti yönetiminde olan ilçede bir çok Türk boyu yaşamak tadır. Ayrıca, Kozan'daki bazı köylerde Arabistan yarımadasından ve Kuzey Afrika'dan göç eden vatandaşlarımız da bulunmaktadır.

 

TAYYARDANIN İLK İCRAATLARI:

İşgal Kuvvetleri Komutanını karşılamayan ve zafer tak'ının kurulmasını istemeyenlerden Belediye Başkanı Hüseyin Efendi görevden alınmış, yerine Ermenilerle dost geçinen Yiğenzade Mehmet Efendi, Ermenilerin tavsiyesi ile belediye başkanlığına getirilir. B. Kozan'ın işgali bahis konusu olunca İngiliz ve Fransız makamları ile temas kurarak Kozan'ın işgalinden vazgeçilme si veya Ermeni askeri gönderilmemesini sağlamak üzere Adana'ya gönderilen Savcı Ruhi Beyle, dava vekili Emmi Mustafa Efendi ve ayrıca Mahfezade Ibrahim Hoca'yı derhal Kilikya hududlarından çıkartmıştır.

Saim Bey'de bu sürgünden nasibini almıştır. Adliye, Jandarma ve Polis memurlarının maaşlarına aşırı derecede zam yaptı. Bundaki amacı adalet cihazı ile icra kuvvetlerini elinde tutmaktı. İdare meclisi, Belediye meclisi, Mahkeme heyeti üyeleri yarı yarıya Ermenileştirildi. Yani belediye meclisinde 8 üye varsa 4'ü çıkarılıp, 4 Ermeni tayin edildi. Bütün teşekküller bu şekilde denkleştirilmiş oldu.

Polis ve Jandarma sayısı Ermeni, diğer yarısı da Çerkez, Arap, Kürt ve Türklerden olmak üzere düzenlenmiştir. Kadirli'li Çerkez Nuri Çavuş'un oğlu Cako ile çerkez Murat ve Sefer Beyler Jandarma subayı tayin edildiler. Cako bey, Kozan'a gelip Tayyarda ile görüşmüştür. Tayyarda kendisine 50 silah vereceğini ve adamlarını hazırlamasını söylemiştir. Cako, bazı Türkler'e de Çerkez elbisesi giydirerek 50 kişiyi tamamlamış ve silah larını alarak göreve başlamıştır.

Ermenilerin şikayetlerini dinleyerek isteklerini yerine getirmek üzere, olağanüstü yetkili TESVİYE! MESALİH adı ile bir komisyon kurdurur. Zaman kaybetmeden hemen görevine başlayan bu komisyon, Türklerin ekonomik açıdan zayıflaması ve işgal kuvvetlerine mutlak itaatle bağlanması siyasetini gütmüştür. Sürgünden dönen Ermeniler eski mallarını herhangi bir Türk'te bulduklarında, bu komisyona başvururlardı. (Ermeniler sığır sürülerinin geçeceği yollarda bekler ler, geçen sürülerin içinden beğendikleri sığır ve atları ayırırlar. Komisyona müracaatle: (Bunlar benimdi. Giderken Hasan Ağa'ya emanet etmiştim. Gelirsem geri alır, gelmezsem de helal olsun demiştim. Mademki geldim, mallarımı istiyorum. Şimdiye kadar da temin ettiği faydalar için 1800 lira da tazminat istiyorum demişlerdir.) Bu ve buna benzer şekilde cereyan eden şikayetleri çoğaltmamız mümkün dür. Komisyon, her zaman davacı olan Ermeninin davasını haklı bularak, beğendiği malları ona vermekte gecikmiyordu.

Bu türlü istek ve şikayetlerin uygulanması, Türklere karşı açılmış bir zulüm kamanyası halini almıştır. Dolayısı ile Türkler bu komisyona,(Zorla Tesviye-i Mesalih adını takmışlardı. Ermeniler'in kurduğu Tesviye-i Mesalih komisyonları dışında Ermeni Öc Alayı ve Ermeni Gönüllü Fedaileri (Kamovar) gibi kuruluşlar da ilçemizde örgütlenip faaliyetlerine başlamışlardır. Tayyarda'nın emri ve Ermeniler'in baskı ve tavsiyesi ile köylere gönderilen kamovar destekli tahsildarlar köylerden zorla vergi toplamış ve bulunan silahlara da el koymuşlar.

 

HAMAM KÖYÜ BASKINLARI

Kamovar adı verilen Ermeni haydut sürüleri durup dinlenmeden cinayetlere, soygunlara ve tecavüzlere devam ederler. Köy köy dolaşıp Türkleri soyarlar, öldürürler ve Çukurlara atarlar. Kozan'da yaşanan bu çirkin ve kanlı olaylar her geçen gün artmaya başlamıştır. Yine böyle bir gün kamovarlar, Hamam Köyü'ne baskına başladılar. Fakat, Hamam Köyü'nün uyanık ve fedakar halkı, bu eli kanlı kamovarların niyetlerinin ne olduğunu biliyordu. Çünkü bu cinayet örgütlerinin daha önceden çok sayıda köyü ateşe verdiğini ve insanları öldürüp, soygunlar yaptığını bilmekte idiler. Aynı akibete maruz kalmamak için önceden hazırlık yapmışlardı.

Hamam Köyü'ne baskına gelen eli kanlı kamovarlar köylülerin mukavemeti ile karşılaştılar. Köylüler kamovarlara ateş açtılar. Neye uğradıklarını şaşıran bu canavarlar, derhal Kozan'daki Fransız askeri komutanına haber gönderirler. Komutandan, Hamam Köyü'nün kendilerine isyanla ateş açtığını ve acele kuvvet göndermelerini isterler. Kozan'dan Yozgatlı Teğmen Halil komutasında ve yine Ermeniİer'den müteşekkil landarmalarla kamovar sürüsü takviye edildi. Teğmen Halil Bey, Ermenilerin Türkler'e reva gördükleri saymakla bitmez kötülükleri göz önüne getirerek köyün perişan olacağını düşündü.

Ermeni kamovarlarına, (Durun, ben birkaç Jandarma ile gideyim, onları kandırayım. Beyhude kan dökülmesin.) diyerek eline beyaz bir bayrak aldı. Köye doğru yaklaşınca "Durun! Ben mülazım Halil'im. Sizinle konuşacağım. Ateş etmeyin." diye bağırdı. Köylülerin yanına vararak köylülerle beraber oldu. Bu hadise Hamam Köyü sakinlerini büsbütün gayrete getirdi ve morallerini düzelti. Ermeni fedaileri bu durum üzerine, jandarmalarla beraber Kozan'a doğru kaçtılar. Bu olaydan sonra ova köylüleri köylerinde huzurlu olamayacaklarını düşünerek dağlara çekildiler. Hamam köylülerin bu kahramanca hareketleri Kozan'daki diğer köylere örnek olması açısından çok önemlidir.

 

KARGA PAZARI OLAYI

Durumlarının günden güne kötüye gittiğini sezen Fransızlar, Haçin Ermenilerini takviye etmek lüzumunu duymuşlar dır. En güvendikleri adamlarından biri olduğuna inandıkları Feke Belediye Reisi Cezmi Bey'e başvurup Haçin'e gitmek için hangi yolu takip etmelerinin uygun olacağını sorarlar. Cezmi Bey de, Sırt yol denen taşlı gedikten geçen Eskimantaş, Karahamzalı, Akçalıuşağı ve Tapan üzerinden giden yol olduğunu bildirir.

Diğer taraftan Deli Hacı Ağa'ya da ha ber göndererek, Fransızların Haçin'e si l cephane ve kuvvet göndereceklerini ve takip edecekleri yolun da, Taşlıgedik, Akçalıuşağı ve Tapan yolu olduğunu bildirir. Ona göre de tedbir alınmasını, Sıralif sırtına gözcü konulup buranın sürekli gözetlenmesini ister. Deli Hacı Ağa, adamlarına Sıralifte nöbet bekleterek Kozan'ı gözaltında bulundurdu.

Nihayet gözcüler kalabalık bir grubun Kozan'dan çıktığını haber verdiler. Kalabalık ilerledikçe gözcüler aynı yolu takiben geri çekilirler. Neticede sırt yola döndüklerini haber alan köylüler, silahlarını alarak da, daha önce pusu kurulmasına karar verilen Tokmanaklı-Akçalıuşağı arasındaki vadide yerlerini alırlar. 92 yüklü hayvan ve 92 silahlı Ermeninin önünden, 15 silahlı Ermeni fedaisi Haçin yolunu takip ediyordu. Aşağı Tokmanaklı mezarlığı başında, yukarı Tokmanaklı'dan Köreken köyüne giden Karahasan kızı 13 yaşındaki Fatma'yı kafasını kesmek suretiyle öldürünce, bu canavarlık köylülerin sabrını haklı olarak tüketmişti.

Kafile, Kargapazarı denilen yerde isti rahate çekilirler. Silahlı köylüler tepelerde bunları gözetlemekle meşgul iken, çamlığın başında her şeyden habersiz kuş avlayan İboğlu'ndan Şahbaz Mehmet ile Karabucak köyünden İshak, Ermenilerin üç silahlı ve atlı gözcüsüne rastlarlar. Aralarında tartışma başlar. Sonuçta üç Ermeni öldürülür. Bu silah sesleri üzerine dağlardan ateşe başlanır. Neye uğradıklarını şaşıran Ermeniler, darma dağınık gelen silah seslerine mukabele ederler. Silah seslerini duyan köylüler silah alarak koşarlar.

Bu durum çetelerin moralini yükseltir. Bir saat zarfında Kargapazarı bölgesi bir harp sahnesini alır. Bu işte aktif görev alanlar şunlardır: 1. Bayatoğlu Ahmet Çavuş, 2. Karabucaklı Deli Hacı Ağa ve çete 3. Akçalıuşağı Köyünden Demirci İbrahim Ağa, 4. G Ali Ağa (Mümin Kulu) ve çetesinde bulunan Karahamzalı Köyünden Deli Ümmet, Çölloğ, Şahbaz Ali ve Mehmet Çavuş, 5. Kuyubelinden Kara Çocuk, Altıparmak, 6. Mehmet Hoca, 7. Mustafa Çavuş, 8. Kozan'dan Mustafa Efendizade Arif. Akçalıuşağı, Boz tahta, Karahamzalı, Tokmaknaklı, Kuyu- beli ve civar köyler den ise isimleri belli olmayan kahramanlar sayesinde bu bas kın zaferle sonuçlanmıştır.

Bu olayda yalnız Boztahta Köyü'nden Deli Hacı'nın oğlu Mehmet şehit düşmüştür. Ermeniler'in ise pek çoğu öldürülüp sil el konulmuştur. Ermenilere rehberlik yapan hain Kazak Hasan ile birlikte birkaç Ermeni kaçmak suretiyle canlarını zor kurtarmışlardır. Kargapazarı olayı, Bozat Gediği'nde olduğu gibi, alınan silah ve mühümmat Kozan'ın kurtuluşunda ve Feke ile Saim beyli (Haçin) nin de alınmasında kullanıldığından çok faydalı olmuştur.

 

KOZAN İLÇE MERKEZİNDEKİ ERMENİ MEZALİMİ:

8 Mart 1919'da askeri yönetimi devralan Fransızlar, yalancı Ermeni şahitlerin görüşlerini dikkate alarak yöredeki müslümanların arazilerine el koydular. Yerli Ermeniler kudurmuşçasına fırsat buldukça Türkler'e ait evleri yakıyor, yağmalıyor ve insanları katlediyorlardı. Kozan'da bulunan 5 fırında müslüman Türkler öldürülüp, yakılmıştır. İlk defa, sabah namazından çıkıp evine gelmekte olan, şu anda Havacı General Ihsan Ay gün'ün dedesini aşağı çarşıda öldürüp, aynı yerdeki fırına attılar. Annesine tütün almak için çarşıya inen Kozanoğlu Mustafa, Kadirli Caddesi'nde bulunan fırında yakılır.

Büyük Cami karşısındaki fırında ise, Kozan Hükümet Konağı'nda görevli Tahrirat Katibi Ali Rıza Efendi ile Mal Müdürü Hamdi Bey öldürülüp yakılmışlardır. Aynı zamanda yukarı çarşıda bulunan fırında da şu an isimlerini tesbit edemediğimiz bir çok müslüman Türk yakılmıştır. İşgal müddetince, öldürülüp kuyuya atılanlar, kurşuna dizilenler ve çeşitli şekilde öldürülen Kozanlıların sayısı 200 kişi civarında olduğu, işgal sona erdikten sonra yapılan araştırmalarda tesbit edilmiştir.

 

MİLLİ MÜCADELEDE KOZAN:

Birinci Dünya Harbi içinde İngiltere, Fransa, Rusya ve Italya devletleri arasın da gizli antlaşmalar yapılmıştır. Bunlar dan Ingiltere hükümeti adına Albay Sayks (Marksyks) ve Fransa hükümeti adına da bakan Piko (Georges Pico) tarafından 18 Mayıs 1917'de Leningrat'da imzalanan sözleşmeye göre; Ingilizler, Filistin ile (Musul dışında) Irak'ı ve Fransızlar ise Suriye'den başka bütün Güney Anadolu'yu alacaklardı. Böylece Anadalu'da, Iskenderun ve Mersin limanları ile Ergani bakır madenleri ve Kilikya (Çukurova) pamuk tarlaları Fransızlar'a bırakılıyordu.

Fakat, İngilizler Musul petrollerini ellerinden kaçırmak ni yetinde değillerdi. Bunun için işgal edecekleri Antep, Maraş ve Urfa illerini koz olarak tutmak kararı ile yaptıkları sözleş menin uygulanması yönünde harekete geçtiler. İşgal ettikleri yerler ile Çukurova'yı Fransızlar'a bırakarak aralarındaki anlaş maya ters hareketle Musul bölgesini (Petrol Bölgesi) işgal ettiler.

Musul bölgesinin işgali, Fransızlarla aralarının açılmasına sebep oldu. Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak, Güney Anadolu'yu denetimi altında tutacak olan Fransızlar 17 Aralık 1918'de Mersin'e çıkarma yaptılar. Mersin'i işgal ettiler. 18 Aralık 1918'de Tarsus, 20 Aralık 1918'de de Adana işgal edilmiştir. Konumuzun dağılmaması ve uzamaması için Mersin, Tarsus, Pozantı ve Adana olaylarına değinmeden asıl konumuz olan Kozan'ın işgaline girmek istiyorum. Kozan'da bulunan Ermeniler Adana'nın işgalinden güç alarak Kozan'ın da işgal edilmesi için Adana İşgal Kuvvetleri Komutanı Bremon'a heyet göndermek suretiyle Kozan'ın işgalini istemişlerdir.

Bu arada Kozan'ın Türk eşrafı ve ileri gelenleri Mutasarrıf Ihsan Bey'in başkan lığında belediyede toplanarak son olaylar gözden geçirildi ve ne gibi bir hareket tarzı takip edileceği üzerinde duruldu. Neticede Adana'ya bir heyet gönderilerek işgal makamları ile temas edilip Kozan'ın işgalden kurtarılması çarelerinin aranması, olmadığı taktirde hiç olmazsa Kozan'a Ermeni askerlerinin gönderilmemesi kararlaştırılmıştır.

Bu heyete Savcı Ruh